Sitemize Hoş Geldiniz ------Sitemizdeki Konu Sayısı 1400'ün üzerine çıkmıştır Bir çok deney ve araştırma konularımız sizin ilginizi çekebilir SİTEDE ARAMA YAPMAK İÇİN YANDAKİ ARAMA KUTUSUNU KULLANIN Aşağıdaki kayan resim menüsüne de İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK konuları ekleyeceğim

Acı kayısı çekirdeğinin inanılmaz faydası

0 yorum

Acı kayısı çekirdeği ve amigdalinin kanserli hücreleri öldürdüğü, sağlıklı hücreleri ise yenilediği tespit edildi.




   İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut ve Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal tarafından deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmada, acı kayısı çekirdeği ve amigdalinin kanserli hücreleri öldürdüğü, sağlıklı hücreleri ise yenilediği belirlendi.


   Prof. Dr. Karabulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2 yıldır sürdürdükleri "Acı Kayısı Çekirdeğinin ve Amigdalinin (Vitamin B17) Kanserli Hücrelerdeki Etkisi" adlı çalışmanın tamamlandığını söyledi.Deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmanın İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında desteklendiğini kaydeden Karabulut, deney hayvanlarını 7 gruba ayırdıklarını ifade ederek, "Her bir grubu kendi içerisinde kontrolleriyle kıyasladık. Deney hayvanlarına yüzde 5 ve yüzde 3 oranında acı kayısı çekirdeği verdik. Bu, günde 3 ya da en fazla 5 acı kayısı çekirdeğine tekabül edebilir. Acı kayısı çekirdeğinin içerisindeki zehirli maddeler nedeniyle dikkatli kullanılması gerektiği için oranı düşük tuttuk. Bir öldürücü doz var. Yapılan çalışmalar da gösteriyor ki bir kilograma yakın acı kayısı çekirdeği yediğiniz takdirde ancak o etkiyi gösterebilir, öldürücü doza gelebilir" diye konuştu.


    Karabulut, deney hayvanlarında karaciğer kanseri oluşturduklarını belirterek, "Deney hayvanlarında acı kayısı çekirdeğini değişik oranlarda denedik. Bu değişik oranlardaki denememiz neticesinde acı kayısı çekirdeğinin özellikle kanser hücreleri üzerine olumlu etkileri olduğunu, kanser hücrelerini öldürdüğünü, diğer taraftan da sağlıklı hücrelerin yenilenmesini sağladığını gördük. Özellikle karaciğer enzimleri üzerine yüzde 5 oranında denediğimiz acı kayısı çekirdeğinin oldukça olumlu etkilerini izledik" dedi.

"Kilogramı 1 milyon dolara ulaşan bir malzeme"

Yrd. Doç. Dr. Yunus Önal da amigdalinin dünyada 2 bin farklı bitkide bulunduğunu belirterek, "Acı kayısı çekirdeğinde yüzde 6, bademde yüzde 2 oranında amigdalin var. Onun dışında darıda var. Acı kayısı çekirdeğinde yüzde 6 oranında olunca 'biz bunu ekonomiye nasıl kazandırabiliriz' diye düşündük. Bunun üzerine çalıştık. Bu acı kayısı çekirdeğinden elde ettiğimiz amigdalin de bu çalışmanın temelini teşkil ediyor" ifadesini kullandı.

Amigdalinin acı kayısı çekirdeğinden elde edilmesi sırasında saflığının kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren Önal, "Bu ürettiğimizin saflığı yüzde 99,9. Yüksek saflıkta" dedi.



Önal, şunları söyledi:

"Bu çalışmayla amacımız, Malatyamız ve ülkemiz için önemli olan acı kayısı çekirdeğindeki amigdalini izole edip, hem acı kayısı çekirdeğinin kendisini hem de bundan izole ettiğimiz amigdalini endüstriyel bir ürün olarak kanser araştırmalarında nasıl kullanabiliriz, bunu görmekti. Gerek acı kayısı çekirdeği kullanıldığında gerekse de amigdalin kullanıldığında kanserli hücreler üzerinde olumlu etkisi olduğu ispatlanmış oldu. Acı kayısı çekirdeğini herkese gönderemezsiniz ama bundan izole ettiğiniz amigdalini birer 100 miligramlık, 200 miligramlık tabletlere dönüştürüp dünyada herkese pazarlayabilir, herkesin kullanımına sunabilirsiniz."

Çin'in amigdalini tamamen acı kayısı çekirdeğinden, ABD ve Meksika'nın ise acı bademden üretmesine karşılık bu maddenin Türkiye'de üretilmediğini kaydeden Önal, "Perakendede kilogramı 1 milyon dolara ulaşan bir malzeme. Amacımız, bu tür ilaç ve gıda endüstrisinde kullanılacak bitki özlerinin ekonomik ölçüde üretimini sağlayıp endüstrinin hizmetine sunmak" diye konuştu.

Önal, İtalya ve Fransa'ya acı kayısı çekirdeği ihraç eden Türkiye'de amigdalinin de üretilmesi gerektiğini söyledi.


Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk



Devamı...

Kapari bitkisi ve Ülsere etkisi

0 yorum

Kapari doğada çoğalmasını, karıncalara, kuşlara ve toprak mikroorganizmalarına borçlu.Çünkü kapari bitkisinin tohumunda çimlenme engeli var.Bu çimlenme engelini, karıncalar ortadan kaldırıyor.Tohumun çevresinde mantarımsı zar, karınca asidince etkileniyor ve böylece çimlenme kendiliğinden oluşuyor.Karınca, kapariyi kışlık yiyecek olarak taşırken ağzından düşürünce çimlenme başlıyor.

Doğada tohumla kapari bahçesi tesisi biraz risk taşıyor.Bu nedenle uzmanlar, daha ziyade fidan dikimini öneriyorlar üreticilere.Uzmanlar fidanları sizin için yetiştiriyorlar.

Kaparinin kökleri, toprağın derinliklerine inerek ve toprak altında yatay biçimde metrelerce yayılarak dolgu toprağı örtebilme özelliğine sahip.Bu özelliği nedeniyle uzmanların önerisi, özellikle eğilimli arazilerinizde, dere boyundaki tarlalarınızda kapari yetiştiriciliği yapabileceğiz doğrultusunda.Böylelikle toprak kaybının önüne de geçebilirsiniz.Kıraç, tarıma elverişli olmayan arazileri değerlendirmek için kapari, ideal bir bitki.

Özellikle güneye bakan yamaçlarda...

Kaparinin yetiştirilmesi kolay ve diğer türlere göre oldukça masrafsız.Kapari bitkisinin tarım ve tarım dışı alanlarda yetiştirilmesi önemli bir avantaj.Bu avantajdan siz de yararlanmak istiyorsanız , işte size kapari yetiştiriciliğine ilişkin ipuçları.Kapari bitkisinin arazinin bütününde kapama bahçe olarak ve özellikle tarım dışı arazilerde yetiştirilebileceği gibi tütün, bağ, badem ağacı aralarında, tarımsal-ormancılık amaçlı kurulan kızılçam ve fıstıkçamı ormanlarında da yetiştirilebileceğini söylüyor uzmanlar ancak bitkinin çeçeklenebilmesi için ışığa ihtiyaç duyduğunu da unutmamalısınız.




A) DİKİM

Öncelikle dikim yapılacak arazide sonbaharda derin sürüm yapılmalı.

Tarım alanlarında kültür bitkisi olarak yetiştirilecek kapari fidanları, kasım-aralık-ocak-şubat yöre şartlarına göre mart ayında fidanlıklardan dikim sahasına sevk edilir.Yurdumuzda erken ilkbaharda tarlaya dikilen kaparinin tutma oranının daha yüksek olduğu görülmüştür.Dikim zamanı olarak toprağın tavda olduğu zaman tercih edilmeli.

Dikim mesafesi, kıraç ve eğilimli arazilerde 2x2 olmalı.(her çukura 1 ile 4 fidan dikilebilir)




FİDAN DİKİMİ TARİFİ (Her çukura 2 fidan)


1-ZENGİN TOPRAK HAZIRLANMASI:

a)- 1 el arabası iyi yanmış yanmış ve topaksız hayvan gübresi.

b)- 1 el arabası ince sıva kumu.

c)- 5 el arabası tarla toprağı.

Hayvan gübresi ve ince sıva kumları arazinin değişik bölgelerine öbek şeklinde dökülür.Buradaki amaç dikim işçilerinin bu malzemeye daha kolay ulaşmasını sağlamaktır.Dikim yapılırken yukardaki oranlardaki malzemeler harman yapılır ve zengin toprak olarak dikimde kullanılacaktır.
2-DİKİM:

a)- 2 x 2 metre arayla yaklaşık 40 x 40 x 40 ebatlarında çukur kazılır.

b)-Kazılan çukurun dibine hazırlanan zengin topraktan 1 kürek atılır.

c)-Toprak seviyesinden yaklaşık 5-10 cm aşağıda olmak kaydı ile çukurun karşılıklı iki kenarına 2 adet fidan dikkatlice dik olarak konur.




d)-Fidanların üzeri hazırlanan zengin toprakla tamamen örtülür ve sulama için etrafı çanak şeklinde açılır.

e-) Çanak şeklinde hazırlanan havuzun içersine 1 kova can suyu dökülür.

f)-Can suyu döküldükten hemen sonra suyun üzerine 2-3 avuç zengin toprak serpiştirilir

g)-Son olarak fidan dikilen çanağın tam ortasına 1 adet tahta çubuk dikilir.

Böylece fidan dikim işlemi tamamlanmış olmaktadır.





B) BAKIM

Fidanların ilk yıl gelişim şöyle:

Kapari fidanları ilk yıl 1 metreye kadar sürgün veriyor.Mayıs ayından itibaren 10-15 adet çiçek tomurcuğu görülebiliyor.Kasım ayından itibaren de yapraklarını dökmeye başlıyor.

Fidanların bakımı için fazla yorulmanıza gerek yok.Ot alma, ilaçlama ve kuruyan kısımların budanması gibi bakım işleri yapılıyor, o kadar.

a) Sulama

İlk yıl fidanlara yaz aylarının çok kurak gitmesi halinde su verilmelidir.

Bitkilerin aşırı sulanmasından, sulama yapılırken suyun gövdeye temasından kaçınılmalıdır.

b) Budama

Ürün hasat edildikten sonra sonbaharda sürgünler, altında 3-5 cm pay bırakılarak budanmalı ve sahadan uzaklaştırılmalı.Böylece fidanlar, her yıl toprak yüzeyinden yeni sürgünler vererek daha canlı çıkacaktır.

Dalları kuvvetlendirmek için gözlerin sürmesinden yaklaşık 30-40 gün sonra budama yapılırsa daha iyi sonuç elde etmek mümkün.İspanyol’lar “yeşil budama” denilen bu yöntemi tercih ediyorlar daha çok.Dallar budamadan sonra, önce dik büyümeye başlıyor.Daha sonra eğilerek toprakla temas edip uzamaya devam ediyor.

b) Gübreleme

Bitkinin aşırı gübrelenmesinden kaçınılmalı.Ancak toprağın orta derinlikte sürülerek analiz sonucuna göre hektara 400 kg. süfer fosfat, 100-150 kg. potasyum klorür, 100 kg. amonyum sülfattan oluşan taban gübresi verilmesi, fidanın gelişimini hızlandırıyor ve verimini arttırıyor.Ancak bizim önerimiz hayvan gübresi kullanılması.

d) Hastalık ve Zararları

Eldeki bilgiler İspanya ve İtalya’ da yapılan araştırma sonuçlarına dayanıyor.Türkiye’ de henüz bu konuda-kültüre alınması çok yeni olduğu için olsa gerek-yeterli araştırma yapılmamış.

Bitkinizde eğer aşağıdaki belirtiler baş göstermişse zarar görmüş kısımların kesilerek sahadan uzaklaştırılması gerekiyor.

· Bitkinin odun kısımlarında derin galeriler açılır, zamanla derinleşir.

· Yaprakların rengi solar, incelir.

· Sürgünler kısalır.

· Bitki yavaş yavaş zayıflar, verim düşer

· Daha ağır durumlarda bitki ölür.

Böyle durumlarda bitkiyi sökerek imha etmeniz gerekiyor.Yoksa bitkinize musallat olan böcek, diğer köklerinde başına dert olabilir.


C) TOMURCUKLARIN TOPLANMASI

Kültür ortamında yetiştirilen kaparilerden ikinci ve üçüncü yıldan itibaren tomurcuk elde ediliyor.Ancak bitki tam verime yöreye göre değişmek kaydı ile dördüncü yıldan itibaren ulaşıyor ve bitki başına 8-10 kg sadece tomurcuk ürünü alınabilir.Karpuzcuk, dal ve çiçekle beraber 15 kg civarında toplam ürün alınabilir.

Doğal ortamda yetişen kapari köklerinden bir kişi günde 10.kg tomurcuk toplayabiliyor.Kültür alanında ise 30.kg a kadar çıkabiliyor.


Bir bitkiden en sıcak günlerde en sık periyotta olmak kaydı ile 1 ile 7 gün aralıkla tomurcuk toplanabiliyor. Hasat süresi uzun,Mayıs-Ekim ayları arasında değişik periyotlarda hasat ediliyor.En sıcak günlerde, en yüksek verim ve en sık toplama periyodu uygulanıyor.

Bir uyarı:Toplama sıklığının çevre şartlarına ve gelişme seyrine göre belirlenmesi gerekiyor.

Tomurcuklar toplanırken bitkinin dikenli olması biraz rahatsızlık verebilir.Tomurcuğun ucundan tutularak çekilmemesi konusunda uyarıyor uzmanlar.Çünkü bu durumda tomurcuğun ucunda çöpü kalıyor ki; bu da daha sonraki işçilik maliyetini arttırıyor.

“Toplanması gereken tomurcuklar, bağlı olduğu saptan bükülerek alınması gerekiyor.

Tomurcukların sabah ve akşam serinliğinde toplanması daha uygun.


D)SAKLAMA

Toplanan çiçek tomurcukları, 5mm.altı/5-7mm./7-9mm./9-11mm./11-13mm olmak üzere beş gruba ayrılıp %20 lik tuzlu suda ya da bir kat tomurcuk şeklinde katlanarak muhafaza edilir.Tomurcuklar bu şekilde salamurada bir yıl bekledikten sonra satılabilmekte.

Suyun çok temiz olması, aranan ilk şart.Dinlenen tuzlu su, üzerindeki köpük alınıp dibinde biriken tortuyu bulandırmadan başka bir kaba aktarılmalı.Kapari tomurcukları, bu şekilde hazırlanan suya yatırılmalı ve tamamen ıslanmaları sağlanmalı.

İtalya’da yaygın olan sistemle toplanan tomurcuklar, plastik kaplarda veya tahta fıçılarda üzerine %15-20 deniz suyu ilave edilerek saklanıyor.Salamurada tomurcukların 7-8 gün kalması gerekiyor.Daha sonra salamuradan çıkarılan tomurcuklar, bir veya iki defa aynı işleme tabii tutuluyor.20 gün süren bu işlemler sırasında tomurcuklar sık sık karıştırılıyor.

İspanya’daki uygulama daha farklı.Tomurcuklar büyüklüğüne göre iki veya iç gruba ayrıldıktan sonra plastik kaplardaki salamuraya alınır.Sıkıca kapatılan kaplar 20-30 gün güneşte bırakılır.Ürün satılıncaya kadar yaklaşık 3-5 ay salamurada kalabilir.

Kapari çiçek tomurcuğu , ham olarak tüketilmez.Çünkü tomurcuklarda %0.3 kadar gluko kaparinden kaynaklanan bir acılık vardır.Salamuradan muhafaza edilmesiyle bu acılık azalır


Kapari, bir diğer adı ile geber otu; Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde yetişir. Gebellikle: Batı Anadolu , Orta Anadolu’da Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişmektedir. Kapari bitkisi: çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyür ve dikenlidir. Kapari; fosfor, potasyum ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Killi toprakları seven bu bitki, güneşe olan düşkünlüğü sebebiyle genellikle güneşe bakan yamaçlarda kendiliğinden yetişmektedir. zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kandiliğinden yetişir ve iyi gelişir.
Çiçek tomurcuklarında oldukça fazla a vitamin ve protein vardır.
Yapılan bir araştırmaya göre 100 g çiçek tomurcuğunda kuru madde olarak;
  • 67 mg fosfor,
  • 9 mg demir,
  • 24 mg protein,
  • 12 mg selüloz,
2 mg lipid olduğu saptanmıştır. Gıda, kozmetik ve ilaç sanayiinde oldukça faydalandığımız kapari, salamura halinde yurtdışına ihraç edilir. Konserve kapari; turşu, salata, pizza üstü, balık ve av etleri yanında garnitür olarak tüketilebilir. Tomurcukları ise bir kavanozda tuzlu suda üç ay bekletilir, içine bire bir oranında sirke konur ve on gün sonra tüketilir. Kapari oldukça faydalı bir bitki olması ve ülkemizde yetişmesi sebebiyle Türkiye’ye döviz getiren bir bitkidir. İspanya, senelik 20 milyar dolar kazandıkları tomurcukları sayesinde, kapariyi “Milli Bitki”ilan etmişlerdir. Kapari, İspanya’da devlet korumasındadır.
Kapari, 400 yıl önce Evliya Çelebi’nin de keşfettiği bir bitkidir. Evliya Çelebi dahi, kitaplarında kapariden söz etmekten kendini alamamıştır. Akdeniz ülkelerinde, geçmişten günümüze kadar gıdalarda ve ilaçlarda tedavi amaçlı olarak kullanılmasının yanında, kozmetik sanayisinde de kapariden yararlanılmaktadır.
Kaparinin bezelye büyüklüğünde tomurcukları vardır. Bu tomurcuklar; protein, vitamin, mineraller yönünden oldukça zengindir. Bunun dışında bu tomurcuklar oldukça doyurucudur da. Kaparinin tomurcukları dışında, toplum arasında “karpuzcuk” şeklinde isimlendirilen meyveleri ve sürgün uçları da salamura ve sirkeden geçirilip, tüketilebilmektedir. Kaparinin tomurcukları, uçları yani tüm bölümleri oldukça faydalıdır. Dal uçları ve tomurcukları genellikle gıda sektöründe; sert olan dalları, kökleri ve meyveleri de kozmatik ve ilaç sektöründe kullanılmaktadır.
Uluslararası Kanser Enstitüsü’nde yapılan araştırmalar, kapariyi; antitümör aktivitesi sağlayan “ekstrakt”ın hazırlanmasında kullanılan bitkiler arasına sokmuştur.
Kapari, özellikle Antalya’nın Tekirova bölgesindeki tüm sahillerde bulunabilir. O çevredeki marketlerin hemen hemen hepsinde, kapari tomurcuğunan yapılmış turşular bulunabilir. Kaparinin meyvesinden de turşu yapılır. Meyvesinden yapılan turşu daha da faydalıdır.
Kaparinin Faydaları
  • Ağrı kesici özelliği ile ön plana çıkar.
  • Sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olur.
  • Kabızlık giderici özelliği vardır.
  • Oldukça iyi bir idrar söktürücüdür.
  • Balgam söktürücü özelliği vardır.
  • Adetlerin düzene girmesini sağlar.
  • Solucan ve parazitlerin düşmesine yardım eder.
  • Romatizma ağrılarına oldukça iyi gelir.
  • Felç riskini azaltır.
  • İskorbit hastalığında faydalıdır.
  • Kan bozukluklarına iyi gelir.
  • Gut hastalığı için oldukça yararlıdır.
  • Antitümör etkilidir.
  • Mide sorunlarına ve ülsere oldukça faydalıdır.
  • Hemoroid sorununa oldukça faydalıdır.
  • Dalak büyümesi için oldukça faydalıdır.
  • Kalça rahatsızlıklarının belirtilerini hafifletir, riskleri azaltır.
  • Özellikle kanser hastalarında trombosit sayısını yükselttiği için önerilen bitkiler arasındadır.
  • Karaciğer işlevlerini düzenler.
  • Multipl Skleroz (MS) hastalığında oldukça iyi gelir.
  • Cinsel gücü arttırıcı özelliği olduğu için çocuk isteyen çiftlere önerilir.
  • Kapari bitkisinin faydaları saymakla bitmez, ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Kapari faydalı olduğu kadar, zararlı bir bitkidir de. Zehirleyici olabilir. Bu sebeple mutlaka işlenmiş kapari ya da tablet halinde satılan kaparileri tüketmek gerekmektedir. Toplanır toplanmaz tüketilir ise, zehirleyebilir. İlk önce gölgede kurutulmalı ve zehri alınmalıdır.
Kapari Nasıl Kullanılır?
  • Kapari özellikle çiçeklerinin tohumları açmadan toplanır ve ilaç yapımı için tedavi maksatlı kullanılır. Bunun dışında meyveleri ve yaprakları da kullanılan alanlarıdır. Turşusu yapılabilir. Salatalarda ve özellikle balık tarifleri için oldukça lezzetli bir tercihtir.
Kapari Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
MS Hastalığında:
Uzmanlar özellikle MS hastalığında kapari karpuzunu şiddetle tavsiye ederler. Kullanım şekli ise şöyledir: sabah ve akşam olmak aç karnına olmak üzere gün aşırı bir küçük kavanoz tüketilmelidir. Şayet tüketilirken zorlanılıyor ise, zeytinyağı ve limon ekleyerek tadı yumuşatabilirsiniz. Bunun dışında MS hastaları, takviye için tomurcuk salamurası da tüketebilirler. Kapari tomurcuk salamurası da: sabah ve akşam olmak üzere aç karnına, 1 kasenin içine büyük kavanozun 1/7 sini koyup, zeytinyağı, kekik, ve nar ekşisi eklenerek tüketilmelidir.
Şayet kortizonlu ilaç kullanılıyorsa, kapari tuz ihtiva ettiği için tüketilmesi önerilmez. Fakat kortizon tedavisi bittikten sonra tüketilmesinde bir sakınca yoktur.
Kapari çayının sakinleştirici özelliği ve ağrı kesici, antitoksidan özelliği ile kullanılması doktorlar tarafından tavsiye edilir. Bunun ötesinde kapari çayının kan temizleyici özelliği de bulunduğu için MS hastalarına tavsiye edilir.
Kapariden Nasıl Çay Yapılır?
6 bardaklık sıcak su içine, yarım ya da bir çay kaşığı kapari çayı ekleyiniz. 5 dakika kadar demlendiriniz ve şeker koymadan tüketiniz.
Günlük olarak, sabah-öğle-akşam aç karnına 3 bardak kapari tüketiniz.
Ms tedavisi için faydalarını gözünüzle görmek isterseniz; 3 aylık düzenli kapari kullanımı ardından MR çekimi yaptırınız ve kapariden önceki MR ile kıyaslayıp doktorunuz ile paylaşınız.
Kan Hastalıkları İçin Kapari Kullanımı 
Bu hastalıklar: Lösemi-Anemi-Kansızlık-Trombosit düşüklüğüdür.
Kan hastalıkları için tüm kapari ürünleri önerilmektedir. Özellikle reçel ve marmelat bu hastalıklar için öncelikli olarak tavsiye edilir.
Reçel ya da marmelat hali: Sabah ve Akşam olmak üzere, aç karnına minimum 2-3 tatlıkaşığı tüketilmelidir. Kaparinin reçeli ya da marmelatı kahvaltıda ya da ara yemeklerde de tüketilebilir.
Kapari, bir ilaç değildir. Tamamen doğal olan bir bitkidir. Bugüne kadar herhangi bir zararı bildirilmemiştir. Ancak şeker hastası olan kişilerin reçel ve marmelatı tüketmesi sorun olabilir. Diyabetik kişiler, reçel ve marmelatı tüketmeye başlamadan önce doktoruna danışabilir.
Kapari karpuzu ve kapari tomurcuğu salamurası da çoğunlukla salatalarda, kahvaltıda ve sos şeklinde tüketilebilir. Kapari tuz ihtiva eder. Bu sebeple hipertansiyon sorunu olanların tüketmeden önce doktoruna danışması uygun olacaktır.
Böbrek Taşında Kapari Kullanımı 
Böbrek kumu ya da böbrek taşı sorunu olan kişiler kaparinin karpuzunu ya da çayını tüketebilirler.
15 gün süresince, düzenli olarak sabah ve uyumadan önce, aç karnına, günlük 1 küçük kavanoz kapari karpuzunu tüketmek ve suyunu içmek bu taşları ve kumu dökmenizde yardımcı olacaktır.
Gut Hastalığında Kapari Kullanımı 
Gut hastalığı için tüm kapari ürünleri tavsiye edilir. Ancak reçel ve marmelat öncelikli olarak önerilir. Reçel, sabah ve akşam olmak üzere, aç karna 2-3 tatlı kaşığı şeklinde tüketilebilir.
Mide-Bağırsak-Kabızlık-Basur(Hemoroid) İçin Kapari 
Kapari bitkisi, mide ve bağırsak iç mukozasını yenileyerek bir düzene sokulmasını sağlar. Bu sebeple oldukça yararlı bir bitkidir ve bu gibi sorunları olan kişilerin, kapariden faydalanması oldukça faydalı olacaktır.

Kapari Bitkisinin Ülsere etkisi

Kapari ülsere iyi gelir Kaparinin çiçekleri tohum açmadan önce toplanarak ilaç yapımında kullanılır. 
Ayrıca, meyveleri ve yaprakları da kullanılır. Ciğer ve dalak hastalıkları ile ülsere karşı faydalıdır.Turşu olarakta tüketilir. Vücuda kuvvet verir ve cinsel gücü arttırır. Ağrı kesicidir. 



kaynaklar:Derleyen By Eyyupk
http://kapari.com/content/7-yetitirilmesi
http://www.on5yirmi5.com/haber/saglik/sifali-bitkiler/143482/ulsere-cozum-kapari.html


Devamı...

Kumkuat (Kamkat) Meyvesi ve şeker hastalığına (diabete) etkisi

0 yorum





Latince adı citrus fortunella olan kamkat, turunçgiller familyasından bir kamkat ağacının meyvasıdırTurunçgiller içinde kabuğu ile birlikte yenilebilen tek meyvadır. Tabiri caiz ise tam bir mucizedir.
Kamkat ya da anavatanı olan Çin’de ki ismi ile kumkuat yani “gold orange”, turunçgiller içinde küçük mücevher olarak adlandırılır. Anavatanı olan Çin’de evlerde, balkonlarda bile yetiştirilebilecek kadar sevilmektedir. Ayrıca dünya mutfaklarının da gözde bir salata sosu malzemesidir.
Dünya’da başta Çin, Japonya, Amerike, Porto Riko, Guatemala, Kolombiya, Brezilya ve Güney Hin-distan’da yetiştirilmektedir. En tanınmış türleri Hong – Kong, Marumi, Meiwa ve Nagami’dir. Japon-ya çıkışlı, Çin’de en yaygın olarak yetiştirilen türü Meiwa kamkatıdır. Lezzetli ve aromatiktir.



Bir tür meyve ağacı olan kumkuat göze çok hoş görünen yapısıyla ve meyveleriyle evdeki bahçemizdir

Kumkuat bitkisinin yetiştirilmesi, bakımı ve sulanması:

*Doğrudan güneş ışığı istemeyen bu bitki dolaylı ışıklardan da yararlanabilir.

*Çok fazla soğuk ve sıcak havada bırakma çiçeğin yapraklarına, çiçeklerine, meyvelerine ve köklerine zararlıdır.

*Hava akımlarından kolay etkilenen kunkuat bitkisi bu etkiden korunmalıdır.

*Her bitki gibi zamanla toraktaki vitamin ve mineralleri tüketen bitkiye yılda en az bir kere vitamin ve mineral desteği sağlanmalıdır.

*Saksı değişimi genellikle sıcak ayların başlangıcı olan mayısta yapılmalıdır.

*Kumkuat bulunduğu yerde başka cisimlerle temasta bulunmalıdır.

Sulamada en önemli unsurlar;
-Kış aylarında bitki aşırı soğuktan korunarak çok az sulanmalıdır.
-Yaz aylarında ise bitkinin suya olan ihtiyacı artacağından bitkiye verilen suyun arttırılması gerekmektedir.
-Su toprağın her tarafına ulaştırılmalıdır.
-Bitkiyi sularken kullanılan kap her sulamada aynı ölçüde, sulamalar aynı günde ve aynı miktarlarda su dökülmelidir.
- Kumkuatta çok büyük bir değişiklik görülmediği sürece sulanmada kullanılan kap, ölçü ve su miktarı değiştirilmemelidir.
*Kumkuat bitkisini yetiştirmede en önemli kural kış aylarında oda sıcaklığının 12 °C nin altında olmaması gerektiğidir.
* Kunkuat bitkisi genellikle yaz aylarında çiçek açar ve çiçeklerini kış aylarına doğru dökerek bir dinlenme sürecine girer.
*Bitkiye kış aylarında musluktan aldığımız soğuk çeşme suyunu vermemeliyiz. Verdiğimiz su oda sıcaklığında olmalıdır.

Kumkuat Bitkisinin Çoğaltılması:
* Kumkuat bitkisinin gelişimi pek hızlı olmaz. Boyu çok fazla uzamaz.
*Çoğaltılması sırasında köklerinden ayrılan kumkuat derhal ayrılan köklerinden başka bir saksının içine dikilerek çoğaltılır.
*Bu yönteme kökten ayırma yöntemi denilmektedir. Kökten ayrılan 2.bitkimiz en kısa zamanda büyüyerek meyve verir ve diğer bitki de tekrar kök vermeye başlar.
*Kumkuattın çoğaltılması en uygun zaman nisan ayıdır.

*1. ve 2. kumkuatımıza da aynı sulama, yetiştirme ve bakım işlemlerini uygulamalıyız.

Kamkat ve Sağlık

Kamkatın kabuğu ile tüketilebilmesi son derece önemlidir. Çünkü böylece meyvanın içeriğinden tam olarak faydalanılabilmektedir. Kokusu bergamuta benzeyen kamkat, özellikle tatlı ihtiyacını bastıran meyvalardan birisi olduğu için dolaylı olarak şeker, kolesterol sorunlarında ve elbette tatlı düşkünlüğü nedeni ile oluşan aşırı kilolarda oldukça etkin bir meyvadır.
Tüm turunçgillerden olduğu gibi C vitamini açısından da yüksek değerler içeren kamkat bu nedenle güçlü bir antioksidandır aynı zamanda. C vitamini deposu olan bu meyva ile bağışıklık sistemi güçlenerek, hastalıklara karşı koruyucu bir kalkan oluşturmak mümkündür.
A, B1, B2 ve B3 vitaminleri yönünden güçlü olan meyva ile sinir sisteminin de düzenli çalışması sağ-lanır. Kalsiyum yoğunluğu kemik ve diş sağlığını da korur. İçeriği nedeni ile kolesterol ve tansiyon hastalarının düzenli olarak tüketmesi tavsiye edilir.
Kullanımında kumkuat meyvası, sadece meyva olarak değil reçel ya da marmelat şeklinde tüketilmesi, meyva suyu ve sos olarak hazırlanması da oldukça kolaydır. Ayrıca kabuğu ile birlikte salatalara da doğramak, aroması nedeni ile salatanın daha da hoş kokulu olmasını sağlayacaktır.

Kamkat ve Şeker Hastalığı

Kamkat, bağışıklık sistemi üzerindeki yoğun etkisi yüzünden, sistemin gelişmesini ve diyabetin dengelenmesini sağlayabilir. Ancak her tür alternatif tıp ürününde olduğu gibi mutlaka doktora danışılmalıdır.
Ayrıca şeker hastalarında zaman zaman yaşanan, tatlı krizlerinin de engellenmesine yardımcıdır.


1-Tansiyon ve Kolesterolü düşürmede çok etkilidir. Yüksek oranda C vitamini içeren kamkat güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini güçlendirmesi nedeni ile hastalıklara karşı vücudumuzu koruyucu etkisi bulunmaktadır. Kabuğu ile birlikte tüketilmesi enfeksiyonlara karşı vücudun güçsüz kalmasını engeller.

2-Yüksek oranda A-B1-B2 ve B3 vitaminlerini ihtiva etmesi sinir sistemimizin düzenli çalışmasını sağlar. Kalsiyum içeriği yüksek olan kamkat, kemik ve diş sağlığı açısından önemli bir meyvedir. Yüksek kolesterolü ve tansiyon rahatsızlığı olanların bol miktarda tüketmeleri sağlıkları açısından faydalıdır.


Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk

http://www.sekerhastaligi.com.tr/kamkatin-seker-hastaligina-etkisi/



Devamı...

SIĞIR KUYRUĞU (Verbascum thapsus)

0 yorum

Bilimsel adı Verbascum thapsus olan bitki bazı yörelerimizde yün otu olarak da bilinmektedir. 60 ile 200 cm. arasında uzayabilen bitkinin gövde ucunda açan parlak sarı renkli çiçekleri bulunmaktadır. Bu çiçekler bol miktarda nektar içermekte olup bal arılarını ve böceklerini kendine çekmektedir.
Sığırkuyruğu, sağlığa faydalı birçok kimyasal madde içermektedir. Bunlar arasında saponinler, uçucu yağ ve verbaskosit adı verilen flavonitler ile glikozitler yer almaktadır.

Normalde yan etkisi bulunmayan sığır kuyruğu, çiçek dışındaki çok küçük tohumları tüketilirse zararlı olabilmektedir.


FAYDALARI NELERDİR?
  • Balgam sökücü özelliği bulunmaktadır.
  • Öksürük, bronşit ve göğsü yumuşatmaya iyi gelir.
  • Ses kısıklığına karşı iyi gelir.
  • Mide üşütmesine karşı faydalıdır.
  • Basur için kullanılmaktadır.
  • Verem ve romatizma ağrılarına iyi gelmektedir.
  • Yatmadan önce içilirse uyku verici özelliği bulunmaktadır.
  • İdrar sökücü özelliği bulunmaktadır.
  • Sakinleştiricidir.
  • İyi bir yara iyileştiricidir.
  • Ciltteki yangılara da iyi gelir. Bunun için lapası kullanılmalıdır. Lapası yaprak ve çiçekleri ezilerek hazırlanabilir.
  • Banyo suyuna katılırsa cildi yumuşatır.
NASIL KULLANMALIYIZ?Bir tatlı kaşığı ot bir bardak kaynamış suya konularak demlenir. Bu şekilde kullanılmaya hazırdır. Günde 3 defa bir bardak içilir.


Devamı...

YAPRAKTAN UYGULANAN HUMİK ASİDİN KİREÇLİ VE TUZLU TOPRAK KOŞULLARINDA MISIR BİTKİSİNİN GELİŞİMİ VE KİMİ BESİN ELEMENTLERİ ALIMI ÜZERİNE ETKİSİ

0 yorum


ÖZET 
    Yapraktan uygulanan humik asidin, kireçli ve tuzlu toprak koşullarında yetiştirilen mısır bitkisinin gelişimi ve kimi besin elementi içeriği üzerine etkisini belirlemek amacıyla serada yürütülen çalışmada, % 40 CaCO3 ve 60 mM NaCl ilave edilerek hazırlanan topraklarda mısır bitkisi (Fleuri AG 92149) yetiştirilmiştir. Humik asit uygulamaları (H0, H1 ve H2) mısır çıkışlarından sonraki 20. ve 35. günlerde % 0, 0.1 ve 0.2 dozlarında yapraktan yapılmıştır. Toprağa uygulanan tuz ve kireç bitkilerin çimlenmesini ve gelişimini olumsuz yönde etkilerken, kuru ağırlıklarında ise strese bağlı olarak azalma gözlenmiştir.


    Tuz ve kirecin olmadığı kontrol uygulamalarında yapraktan uygulanan humik asidin artan dozları mısır bitkisinin kuru madde miktarını, kaldırılan potasyum, kalsiyum ve çinko elementlerinin miktarlarını artırdığı görülmüştür. Yapraktan uygulanan humik asit stres koşullarında bitkinin kuru madde miktarı ve kaldırılan besin maddeleri üzerine olumlu yönde etki etmiştir. Tuzlu koşullarda besin elementlerinin kaldırılan miktarlarındaki artış en fazla humik asidin ikinci uygulama dozundan (H2) elde edilmiştir. Tuzlu ve kireçli koşullarda uygulanan humik asidin birinci dozu (H1) mısır bitkisinin kuru madde ve topraktan kaldırdığı bitki besin elementi miktarlarını artırırken, ikinci humik asit (H2) dozundaki artışlar birinci doza (H1) oranla daha düşük bulunmuştur. Tuz ve kireç içeriği yüksek, bitki gelişiminin ve besin elementi alımının etkilendiği topraklarda, humik asidin yapraktan uygulanması ile bu olumsuz etkinin azaltılabileceği sonucuna varılmıştır.





Kayanağın Ayrıntılı Pdf Dosyası İndir/Gör

Faydalanılan Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk

http://www.fed.sakarya.edu.tr/arsiv/yayinlenmis_dergiler/2012_1/makale_50.pdf
https://www.researchgate.net/figure/260833594_fig9_Figure-2-Induction-of-lateral-root-emergence-A-and-mitotic-sites-B-by-humic-acids
 Hakan ÇELİK, Barış Bülent AŞIK, Murat Ali TURAN, Ali Vahap KATKAT Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Görükle Kampüsü, Bursa hcelik@uludag.edu.tr





Devamı...

Hayvan Gübresi Nasıl Fermente Edilir?

0 yorum



Hayvan gübresi, içerik olarak tamamen bitkisel olmasından dolayı fermente edildiğinde organik gübre olarak kullanılabilir. Ayrıca son yıllarda ülkemizde yaygınlaşın solucan gübresi üretimi için yetiştirilen Kaliforniya solucanlarını beslemek için mama olarak kullanılmaktadır. Ahır gübresi çeşitli uygulamalar ile fermente edildiğinde zaten toprak için zengin besin maddeleri içeren organik bir gübredir. Fakat solucanların sindirim sisteminden geçirilmesiyle birlikte çok daha nitelikli bir organik gübreye dönüşmektedir.


Ülkemiz büyük baş hayvan yetiştiriciliğinde önemli bir rol oynamaktadır. Ahır gübresi, basit uygulamalar ile geri dönüşümü mümkün olan bir atık çeşididir. Zengin organik içeriğe sahip olan bu atıklar gübre seperatörü ile işlendikten sonra fermente edilerek doğrudan tarım arazilerine uygulanabilir.

Fermente edilmiş hayvan gübresi halk arasında yanmış hayvan gübresi olarak bilinir. Aslında burada bahsi geçen fermente işlemi gübre seperatörü kullanılarak yapıldığı için elde edilen ürün çok daha kalitelidir.

Taze hayvan gübresi herhangi bir işlem yapılmadan doğrudan yığınlar halinde bırakıldığında kendiliğinden fermente olmaz. Böyle bir durumda gübrenin sadece dış yüzeyi oksijenle temas halindedir ve milyonlarca bakteri tarafından istilaya uğrar. Gübre yığınları sık aralıklarla aktarma yapılmadığı sürece iç kısımda yanma olur. Ayrıca uzun süre beklediğinde besin değeri olan tüm bitkisel elemanlar bakteriler tarafından tüketir.

Yanmış hayvan gübresi olarak bilinen bu maddenin bir süre sonra topraktan farkı kalmayacaktır, çünkü içerisinde bulunan faydalı tüm bitkisel bileşenler bakteriler tarafından tüketilmiş olur. Bu haliyle tarım arazilerine uygulandığında bünyesinde barınan bakteriler sebebiyle hastalık taşıma ihtimali olduğu için çoğu zaman fayda sağlamak yerine risk teşkil eder.

Hayvan Gübresi Nasıl Fermente Edilir?


Fermente edilmiş hayvan gübresi elde etmek için taze ahır gübresine çeşitli işlemler yapılması gerekir. Bu uygulamaların kısaca iki aşamadan oluştuğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde hayvan gübresi fermente prosesi için gereken ekipman üretilmektedir. Başta EYS makine olmak üzere bu prosese destek veren kaliteli makine üreticileri bulunmaktadır.

1. Aşama Gübre Seperatörü

Hayvan gübresinden en yüksek oranda fayda elde etmek için öncelikle gübre seperetörü yardımıyla sıvı ve katı kısmın ayrıştırılması gerekir. Ayrıştırma işleminden sonra katı gübre uzun namlular halinde beton zemine yığılır.

2. Aşama Kompost Makinası

Namlu şeklinde yığınlar halinde olan hayvan gübresi, kompost makinesi kullanılarak veya manuel olarak belli aralıklarla karıştırılır. Bu sayede gübrenin oksijen ile teması sağlanarak fermente işlemi sağlanmış olur. Ayrıca bu uygulama gübre yığınlarında oluşabilecek olan ısı artışını engelleyecektir. Hayvan gübresinde fermente edilme prosesi iklim şartlarına bağlı olarak 45-60 gün içerisinde gerçekleşir.



Faydalanılan Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk



Devamı...

Gübre şerbeti nasıl yapılır (Ev yapımı sıvı gübre)

0 yorum

Gübre Şerbeti, hem hazırlaması kolay, hem yararlı bir sıvı gübredir. Hobicilerin rahatlıkla hazırlayacağı gübre şerbeti, bitkilerin gelişmelerinden önemli rol oynar. Kuracağınız düzeneğe akvaryumlarda kullandığımız 'havataşı'ndan mutlaka koyun ki; oksijen ihtiyacını karşılasın...


Gübre Şerbeti, tarımda kullanılan herhangi bir organik/doğal gübrenin, su içinde bir müddet bekletilmesiyle gübrenin içindeki besin maddelerinin suya geçmesinin sağlandığı, gübrenin içindeki besin maddelerin bitki tarafından daha hızlı alınmasında yardımcı olan bir anlamda gübre özütüdür.
Temelde; bir birim herhangi bir organik/doğal gübrenin, ona uygun birimde su içinde, gübrenin çeşidine göre sürecek bekleme süresiyle, içindeki faydalı organizmaların ve minerallerin suya geçmesiyle hazırlanır. Basit, kolay ve etkili bir çözümdür. Her hobicinin rahatlıkla yapabileceği ve uygulayabileceği bir gübreleme çeşidi olarak büyük yararlar sağladığını söyleyebilirim. Ayrıca dikim zamanları gereği, soğuk topraktaki marul, brokoli ve lahana gibi sebzeler için, toprak ısısının artmasına da yardımcı olur.


Neden gübre şerbeti yapmalıyız?
Bahçenizde veya balkonunuzdaki saksıda kullanacağınız doğal gübre, bitkilere yılda bir veya iki defa verilir. Toprakta bulunan yarayışlı mikroorganizmaların çözünme işlemine tabi tuttuğu gübrenin içindeki besin maddeleri, bitkinin alabileceği forma sokulduktan sonra bitki kökleri tarafından bitkiye ulaştırılır.
Ancak bu süreç içinde, bünyesindeki besin maddeleri, özellikle sulama suyunun etkisiyle, toprağın daha alt katmanlarına doğru süreklenir veya kimyasal tepkimeler nedeniyle atmosfere karışır. Gübre şerbeti ise, bu çözünme hızını artıracağı için, çok daha çabuk etki gösterir. Bitkiyi dikeceğimiz zaman verdiğimiz gübrenin yanında, sulama suyuna karıştıracağınız gübre şerbetini, bitkinin gelişim sürecine bağlı olarak bir kaç hafta arayla verebilirsiniz.
Yaparken dikkatli olun
Gübre şerbetini, gübreyi suya koymaktan ibaret sanmak bir çok zararı beraberinde getirebilir. Bazı püf noktalarına uymak zorunluluğu vardır. Mesela her gübre aynı oranda aynı suyla karıştırılıp, aynı oranda sulama suyuna konulmaz.
Suyun kalitesi de önemli
Her türlü organik gübre yapımında suyun kalitesi önemlidir. Bitki özütleri veya gübre şerbeti yaparken dikkat edilecek ilk nokta, suyun kalitesidir. En iyi su ‘yağmur suyu’dur. Yağmur suyu hasadı yapabiliyorsanız mutlaka yapın, yapamıyorsanız, çeşme sularındaki ‘klor’un işimizi zorlaştıracağını ve kimyasal tepkimeler sonucu elde etmek istediğimiz sonuçlarda sapma olacağını unutmayın.
Bu nedenle, varsa yağmur suyu, yoksa ağzı açık ve metal olmayan bir kapta 3 gün bekletilmiş ve bu bekleme sırasında büyük bir kepçe yardımıyla çırptığınız çeşme suyunu kullanabilirsiniz.
Gübre ve suyun oranları
İşin püf noktalarından biri de, hangi gübreyi, ne oranda suyla karıştıracağınızdır. Gübrelerin nitelikleri nedeniyle farklı oranlar kullanmak zorundasınız.

Kabaca sıralamak gerekirse:

Sığır gübresi: 1 birim gübre 3 birim su
Solucan gübresi: 1 birim gübre 4 birim su
Koyun, keçi gübresi: 1 birim gübre 5 birim su
Güvercin, tavuk gübresi: 1 birim gübre 10 birim su şeklindedir.
Bitki özütleri de genelde 1 birim gübre ve 10 birim su şeklinde formüle edebiliriz.


1: Gübre şerbetinin oranlarını iyi belirleyin.
2: Gübre şerbeti oranına göre su ilave edin.
3: Bitkilerin köklerine sulama suyu olarak koyun.



Bekleme süresi ne olmalı?
Burada farklı görüşler mevcut, hepsinin kendince haklılık payları vardır. Gübreyi ne kadar çok suyun içinde bekletirseniz o oranda besin maddeleri suya karışacaktır. Özellikle ‘azot’ fazlaca birikeceği için, sebzelerde dallanma, koflaşma, anormal büyümeleri tetikler. Bu konu biraz da gübre şerbetini; hangi bitkinin hangi büyüme evresinde kullanacağınız, nerede kullanacağınız ve hangi hayvanın gübresini kullanacağınıza bağlı olarak değişebilir.
Domateste fazla azot sıkıntı yaratacak, anormal dallanma ve gövde büyümesi oluşturacak, toprak içindeki kalsiyum, domates bitkisine yeterli olmayacak ve bunun sonuçlarından biri olan ‘çiçek burnu çürüklüğü’ne davetiye çıkartacaktır. Öte yandan, azot isteği fazla olan sebzelerde inanılmaz fayda sağlayacaktır. Kış sebzelerinde, soğak toprağı bertaraf ederek, köklenmeyi artıracaktır. Bununla birlikte evimizdeki çiçekleri beslemek istiyorsak, fazla azotun bize sağlayacağı artıları gözden kaçırmamak gerekir.

Zamanlamayı ayarlamak gerekir
Aslında gübre şerbetini yapmaya başladığımız tarih ve kullanacağımız bitkinin yetiştirme teknikleri önemli... Mesela domates yetiştiriyoruz. Domatesleri tarla-bahçe veya saksıya diktikten sonra yandırma işlemini yaptığımızı farz edersek, ilk sulama aşağı yukarı 10 gün sonra yapılacaktır. Gübreyi şerbet olması için hazırlıyoruz ve oksijen destekli bir sistem kurduk diyelim. İhtiyaç duyacağımız gübre oranını ve hangi sulama periyodunda kullanacağımızı belirledikten sonra, ihtiyaç duyulan gübre şerbetinin yapılması için domatesleri diktiğimiz günün 10 gün sonrasına yapmaya başlarsak, bize geriye kalan 7 günlük zaman, çok kuvvetli bir gübre şerbeti elde etmek için gerekli süreyi verecektir. Ancak oksijensiz bir ortam yaratacaksak, yani direk suya koyup üzerini kapatmayı düşünüyorsak, 3 gün önce başlamak, ilk sulama suyundaki azot miktarı için gerekli yoğunluğu sağlar.


UNUTMAYIN: Ancak ikinci sulama periyodunda, daha kısa süreli bir bekleme yapmalı, gübre şerbetinin 2’inci gününde kullanmalıyız. Bu zamanlamayı ve teknikleri kendinize, kullandığınız gübre çeşidine ve yetiştirdiğiniz bitkiye göre ayarlamalısınız.

Gübre şerbeti için düzenek hazırlama
Gübre şerbetini, kapalı bir kutunun içine koyduğunuz gübre ve suyla birlikte de yaparsanız. Bu tarz bir gübre şerbeti üretimi yapacaksanız dikkat etmeniz gereken oranlar ve bekleme süresidir. Çünkü bu tarz bir üretim sırasında, fazla bekleme, oksijensiz ortamda zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olacaktır. Ağzı açık olarak bekletmek, koku yapacağı için, özellikle evlerde pek önermem. Ancak, kuracağınız basit bir düzenek hem gübre şerbeti, hem de kompost çayı yapımı için çok elverişlidir.
Bu sistem için gerekli olan metaryaller:

50 lt civarında musluklu kapaklı bir bidon
Akvuryum hava pompası ve havataşı
Gerekli oranda akvaryum boruları
Delikli sac
Evlerde kullanılan Tül
Matkap ve bağlantı parçaları


Gübre şerbeti veya kompost çayı düzeneği için kullanacağınız musluklu bidonun kapasitesi tamamen size bağladır. İhtiyaçlarınız oranında bir kap edinin yeter. Kabın dibine delikli sacı, yaklaşık 10 veya 15 cm yukarıda bir yer oluşturacak şekilde sağlamca yerleştirin. Bu iş için, kare bir kap çok daha rahat çalışmanızı sağlar. Bidonun kenarlarından 5 cm fazla kestiğiniz sacın bu 5 cmlik yerlerini kıvırarak bidona sabitleyebilirsiniz. Yuvarlak bidonlarla biraz daha uğraş vermeniz gerekebilir. Ama mutlaka bu bariyeri oluşturun ki; üzerine koyacağımız tülü sabit tutsun. Bidonun dibine akvaryum havataşını yerleştirin ve sacı sabitlediğiniz yerin altından bir delik açarak, akvaryum hortumlarını buradan geçirin. Geçirdiğiniz hava borularını hava taşına bağladıktan sonra, deliğin su sızdırmaması için önlem alın. Bunun için bir çok metod var. İsterseniz suya dayanıklı sıvı conta sıkın, isterseniz suya dayanıklı sıvı yapıştırıcılarla sabitleyin, yeterki su sızdırmasın... Tülün üzerine oranlar sabit tutularak gübre veya kompost konulduktan sonra, üzerine suyu koyun ve hava taşını çalıştırın... Gerekli sürelerin tamamlandığı zaman, musluktan gübre şerbetinizi veya kompost çayınızı alıp kullanabilirsiniz. Dönemsel olarak, gübre ve su miktarını kontrol ederek, gerekli takviyeleri yapabilirsiniz.


Delikli sacı sabitleme konusunda sıkıntı yaşarsanız, içine tül gerdiğiniz, bol delikli bir kovayı bidonun içine askı yaparak asabilirsiniz. Veya kahve çuvalı gibi hem geçirken, hemde parçların suya karışmasını engelleyevek bir metaryalin içine koyduğunuz gübreleri, direk suyun içine bırakabilirsiniz. Ama havataşını mutlaka koyun...
Bu düzenekten elde ettiğiniz gübre şerbetini, sezon boyunca kontrollü bir şekilde kullanma şansınız var.

Gübre şerbeti ile sulama zamanı ve sıklığı
 Gübre şerbetini sulama suyuna ilave edeceğiniz için, sebzelerin sulama ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak kullanın...

   Gübre şerbetinin kullanım sıklığı bitkilerin yaşam döngüsüne göre ve şerbetin temiz su ile karıştırılma oranına göre de değiştiğini anlatmıştık. Bu ilkeleri göz önünde bulundurun...
Gübre şerbetini, bitki besin maddesi ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduğunuz bitkilerin gelişim sürecinde kullandığınız sulama suyuna, belli oranlarda karıştırarak kullanın...
Sebzelerde, ilk hasat zamanına kadar verilen ölçülerde, daha sonraki süreçlerde oranları gübre şebreti lehine azaltarak kullanabilirsiniz.
   Bahçe süs bitkilerinde yaz ortasına kadar kullanabilir, Lale ve benzeri sadece baharlık soğanlı bitkilerde çiçek açtıkları zaman bir defa verirseniz iyi olur.
Zambaklara, ilkbahar ortasında bir defa, çiçek açtıkları zaman bir veya iki defa uygun aralıklarla tekrar edebilirsiniz.



NOT: Eğer toprak çok fazla kurumuşsa bitkilerinizi akşamdan az sulayın, sabahleyin gübre şerbeti ile ayrıca sulayın.

Gübre şerbetinin Kullanım Miktarı:
Saksılar için bir su bardağı (200 cc) Gübre Şerbeti 1 litre suyla sulandırıp her bitkiye bir su bardağı gelecek şekilde haftada bir kullanılır.
Bahçelerde ve tarlada dikimden 15 gün sonra (domateste yandırmayla birlikte 17 gün) sulama esnasında haftada bir sulama suyuna katabilirsiniz. Ayrıca bir litre suya 200 cc gübre şerbeti sulandırıp, her bitkinin köküne bir su bardağı ve her hasattan sonra sulama suyu ile birlikte kullanılır..


Gübre Şerbeti Nasıl Hazırlanır paylaşan: hakanmkarahanoglu

Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk



Devamı...

Peygamber Devesi (Hayvanlar Alemi)

0 yorum


Mantid (Mantidae), Mantodea alttakımında yer alan ve hamam böcekleriyle birlikte Dictoptera takımını oluşturan yaklaşık 2.340 böcek türünün ortak adıdır. Tropik ve sıcak bölgelerde yaşayan, başka böcekler üzerinden beslenen böcek türlerinden oluşan bir familyadır. Bazı uzmanlar Dictyoptera'nın bu iki alttakımını takım düzeyinde sınıflandırırlar. Bu türlerin çoğu tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşar.

Peygamber develeri olarak da bilinirler. Ön bacakları dua eder gibi durduğu için bu adla anılmaktadırlar.


Peygamber devesi görüntü itibariyle çekirgeyi andıran, ancak hamam böcekleri ile aynı familyadan olan bir böcek türüdür. Peygamber devesi genellikle sıcak ve tropik bölgelerde görülmektedir ve kendinden daha küçük böceklerle beslenmektedir. Peygamber devesi yavaş hareket etmesiyle bilinen böcekler arasında yer almaktadır. Ancak tehlike hissettiği anlarda son derece atik olabilmektedir.




Peygamber Devesinin Fiziksel Özellikleri


Peygamber devesi bacakları uzun ve üç parçadan oluşan, bacaklarının altı dikeli bir böcektir. Bacaklarının bu özelliği daha çok avlanma sırasında işine yaramaktadır. Bacaklarındaki dikenleri sayesinde avını bacaklarıyla sıkarken kolayca öldürebilmektedir. Peygamber devesinin boyu ortalama olarak 13 santimetreye ulaşabilmektedir. Ancak bu boyut dişiler ve erkekler arasında farklılık gösterebilmektedir. Peygamber devesi fiziksel özelliği nedeniyle son derece iyi bir kamuflaj ustasıdır. Yaprak yeşili ya da kuru dal renginde olabilen bu canlılar, bitkiler ve otlar arasında anında kolayca saklanabilmektedirler. Peygamber devesi bu sayede avlarını kolayca yakalayabilmekte ve tehlikelerden de korunabilmektedir. Peygamber devesi kamuflaj sırasında hareketsiz bir şekilde beklemektedir. Avlarını da bu şekilde beklemektedir. Ancak herhangi bir tehlike karşısında dik bir hale gelerek kanca ve dikenlerini hazır hale getirmektedir. Bu sayede düşmanlarına karşı daha büyük görünebilmektedir.


Peygamber Devesinin Beslenme Şekilleri


Peygamber devesi genellikle kendinden küçük olan karınca, sinek, hamam böceği gibi böceklerle beslenebilmektedir. Ancak bazı durumlarda kendi türlerine saldırdıkları da gözlemlenmiştir. Özellikle çiftleşme sırasında görülen bu saldırıya seksüel yamyamlık adı da verilmektedir.


Peygamber devesi bazı durumlarda yılan, fare, kertenkele gibi hayvanlara saldırarak protein ihtiyaçlarını gidermeye çalışabilmektedir.


Peygamber Devesinin Üremesi


Peygamber devesi doğa üzerinde en ilginç çiftleşme yöntemlerinden birisine sahip hayvanlar arasında yer almaktadır. Dişi peygamber devesi seksüel yamyamlık nedeniyle çiftleşme sırasında erkek peygamber devesini yiyebilmektedir. Ancak bu sırada kafası kopan erkek peygamber devesi çiftleşme özelliğini sürdürebildiğinden dişi döllenme işlemini gerçekleştirebilmektedir. Dişi peygamber devesi yaklaşık 200 kadar yumurtayı bir kapsül çerisine yerleştirerek hava şartlarından ve düşman saldırılarından korur. Dişi peygamber devesi bu kapsülü genellikle ağaçların kabuklarına, kayalıklara ve çalıların üzerine yerleştirir. Koyu kahverenginde olan bu yumurtalardan çıkan peygamber devesi yavrularına nimf adı verilir. Nimfler yumurtaan ilk çıktıkları anda kanatlarının olmaması dışında tamamen bir yetişkini andırmaktadırlar. Yumurtadan yeni çıkan nimfler yetişkinler kadar obur durumda olabildiklerinden bazı durumlarda birbirlerini dahi yedikleri görülmüştür.


Peygamber Devesinin Yaşam Alanı



Peygamber devesi yaşamının büyük bir bölümünü tropik ve sıcak bölgelerde geçirir. Ancak ülkemizde de bu böcek türünün pek çok farklı formlarını görmek mümkündür. Özellikle Mantis türü Avrupa'ya kadar yayılmış durumdadır. Dünyanın en güzel peygamber devesi türü ise Kanada'da yaşayanlar olarak bilinmektedir. Bu tür aynı zamanda yenidünya türü olarak da adlandırılmaktadır. Peygamber devesi ömrü kısa böcek türleri arasında yer almaktadır. Ortalama ömrü 3-4 ay kadardır.


Kamuflaj

Kamufle olmak için üzerinde yaşadıkları bitkinin rengini alırlar. Yerde dolaşmaktan çok bitkiler arasında bulunmayı yeğlerler. Bir peygamber devesi yeşil ya da kurumuş bir yaprağa, ince bir dala, bir dikene, parlak renkli bir çiçeğe ya da karıncaya benzer bir görünümde olabilir.Bu kamuflaj peygamber devesini düşmanlarından gizlemenin yanı sıra avına sezdirmeden yaklaşmaya ya da kurbanını hareketsiz bir biçimde bekleyerek tuzağa düşürmeye yarar.

Davranış

Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler. Ön ayaklarında avını tutmak için kancalar ve dikenler vardır. Tehlike karşısında dikleşerek, kanatlı türleri ise kanatlarını hışırdatıp parlak uyarı renklerini göstererek düşmanına gözdağı verir.
Birçok dilde dinle ya da doğaüstü güçlerle ilintili olan adı gerçekte bir avlanma davranışından kaynaklanır.Peygamber develeri avlarını başları dik, ön bacakları kalkık bir biçimde hareketsiz durarak ya da öne arkaya yavaş yavaş sallanarak bekler. Bu davranışları ona dua ediyormuş görünümü verir.









Peygamberdevesinin Bize Verdiği 16 Önemli Ders




1. Peygamber devesi asla israf etmeyen bir böcektir, ne yakalarsa kanat, bacak, kuyruk, vs. demeden yer: Bize tasarruf dersi verir.

2. Cüssesine bakmadan her şeye saldırır peygamber devesi: Bize cesaret dersi verir.
3. O kadar bakmaz ki cüssesine, tehdit algıladığı her şeye saldırır: Korkma der bize peygamber devesi.

4. Çoğu zaman bu cesareti onun hayatına mal olur: Ne olursa olsun hayalinin peşinden git der peygamber devesi.

5. Havada, suda, karada fark etmez, ekmeğinin peşinden koşar: Bize azmin tanımını yapar peygamber devesi.


6. Saatlerce hiç kıpırdamadan pusuda bekler: Bize sabrın önemini gösterir peygamber devesi.

7. Saldırırken ön ayaklarını açarak kendini daha büyük gösterir: Bize içinde bulunduğun şartlara göre davranma dersi verir.

8. Çiftleşmeden sonra dişisi erkeğinin başını yer dişi peygamber devesi: Bize çocuğun ne kadar önemli olduğunu gösterir.

9. Başını yanına çevirebilen tek böcektir: Bize bakış açısının önemini anlatır.


10. Bazı bilim insanları onu normal böcekler sınıfında değerlendirmenin hata olduğunu, ayrı bir sınıflandırma gerektiğini söyler: Bize işinde en iyisi olmanın önemini hatırlatır.

11. Dişisinin erkeğinden bir hayli iri ve heybetli olduğu böcek: Bize kadının değerini hissettirir.


12. Ne kadar zorlanırsa zorlansın asla vazgeçmezler: Bize ısrarcı olmanın, tuttuğunu koparmanın faziletini anlatır.


13. Zararlı böcekleri yediği için organik tarım için vazgeçilmezdir.




14. Bu kadar zarif ve narin olmasına karşın cüssesine göre çok güçlüdür: Bize görünüş aldatıcıdır der.



15. Düşmanları yok mu elbette var: Bize her an tetikte olmayı öğretir.



16. Adını verdiği dövüş sanatı stilleri vardır: Bize başarıyı anlatır.


Kaynaklar:Derleyen By Eyyupk
https://onedio.com/haber/peygamberdevesinin-bize-verdigi-17-onemli-ders-543348
http://www.deve.gen.tr/peygamber-devesi.html


Devamı...